Reklam
Biyoteknoloji Uygulamalarının Tarihsel Gelişimi

İkinci Dünya Savaşı sonrasında, tarım geliri ile toprak ve iklim koşullarının kısıtlayıcı olmadığı hemen tüm ülkelerde, yapılan yatırımlarla tarımsal verimlilikte beklentilerin

ötesinde artışlar kaydedilmiştir. .Yeşil Devrim. olarak da adlandırılan ve ağırlıkla

1970-1980 yılları arasını kapsayan söz konusu büyüme döneminde dünya nüfusunun

ortalama yıllık artış hızı yüzde 1,6 iken tarımsal büyüme yüzde 2,0 seviyesinde

seyretmiştir. Söz konusu yüksek büyüme hızı, bilimsel ve teknik alandaki ilerlemelerle

desteklenen tarımsal verimlilikteki artış sayesinde gerçekleştirilmiştir.

Temellerini Yeşil Devrimin oluşturduğu tarımsal büyümenin aslında birkaç

teknik alandaki ilerlemeden kaynaklandığı ifade edilmektedir (Paillotin,G., 1997:71):

- Tarımın modernleştirilmesinde önemli bir unsur olan, emeğin sermaye ile ikamesini

güçlü bir şekilde sağlayan ve son dönemde bilgisayar ve uzay teknolojileri yardımıyla

oldukça hassas şekilde girdi optimizasyonu sağlayabilen tarımsal mekanizasyon,

- Kontrollü sulama ile birlikte yüksek ürün verimliliği sağlayan özellikle azot tabanlı

suni gübrelerin kullanımı

Önemli oranda kimyasallar yoluyla uygulanmış olan ve halen uygulanan bitki

koruma önlemleri- Şehirleşme ile paralel büyüyen, talebi büyük oranda şehirden alan, tarımda

bilimsel teknikler kullanarak amaca bağlı olarak enerji veya protein ağırlıklı hayvan

beslenmesinin sağlanması ve bitkisel besinin daha yüksek nitelikli hayvansal

bebesine dönüştürülmesinde görülen büyük gelişme, İlaçlar, aşılar ve tanı araçlarındaki gelişmelerle hayvan sağlığında kaydedilen gelişme ile ekonomik anlamda kayıpların

önlenmesi, Tarımdaki verimliliğin yüzde 50.sinin kaynağı durumundaki ıslah ve hibrit

tohum üretimi çalışmaları Ekilebilir toprakların sınırlarına ulaşıldığı bir dönemde, yeni hibrit tohumlar ve suni gübrelerin kontrollü sulama yöntemleriyle kullanılması önemli ölçüde ürün

verimi artışlarına yol açmıştır. Bu, özellikle gelişmekte olan ülkelerin tarımında köklü

dönüşümler yaratmıştır. Yeşil devrim, genel anlamda, gen

nakline dayanmayan ıslah çalışmalarıyla yürütülürken diğer tarafta daha ileri düzeyde genetik çalışmalar sürdürülmüştür.Modern genetik, 19. yüzyılın sonunda Mendel.in çalışmaları ile başlamıştır. Sanayide mikroorganizmaların kullanımı (mayalar ve laktik fermentler gibi) tarihsel bir uygulama olup enzimlerin (peynir için rennet enzimi gibi) kullanılmaya başlanması da bu çerçevede değerlendirilebilmektedir.Genetik ve daha geniş anlamda biyoloji,1940 yıllarda Delbruck.un çalışmaları ile yeni bir döneme girmiş, 1960.yılların sonunda genetik kodların tamamen saptanmasıyla ileri düzeyde gelişmiştir. Bu kapsamda .moleküler biyoloji. yeni araçlar

geliştirmiş olup bunlar tarımda, gelişimin ve dışsal çevreye uyumun biyolojisi ile organizmalar

õn biyolojisi arasındaki ilişkileri anlamada kullanılmaya başlamıştır.

 


 
Bugün3485
Dün3702
Bu Ay77865
Toplam6399423
Şu anda 42 konuk çevrimiçi